Editör olmak için hangi üniversitede veya bölümde okumalıyım?

Mürsel Çavuş
4 min readJun 2, 2020

--

Editörlük için okuyabileceğim en iyi bölüm hangisi? Hangi bölümü seçersem iyi editör olurum? Üniversitelerde editörlükle ilgili bölüm var mı? Nereden mezun olursam editörlük yapabilirim gibi tüm sorularınıza bu yazıda cevap vermek istiyorum.

Giftpundits.com adlı kişinin Pexels’daki fotoğrafı.

Sevgili editör adayları! Editörlük için bu kadar hevesli olmanız beni çok mutlu ediyor. Üniversiteye hazırlanan pek çok arkadaşımız bana bu soruları soruyorlar. İçinizi rahatlatmak için bu sorulara yanıt vermek istiyorum.

Editör olma hayali kurarken mesleğin neleri kapsadığını baştan öğrenmenizi tavsiye ederim. Editör, içerikleri ürüne dönüştüren ve bu süreçte gerekli prosesi yöneten, uygulayan kişidir. Yani bir kitap editörüyseniz bir kitabın içeriğinin yayınlanmaya uygun olup olmadığına kadar verirsiniz. Eğer uygunsa yazarla sözleşme yapar, kapağını ve içini tasarlatır, tasarım sürecinde talep edilen fotoğrafları bulur, dilini düzeltir, hatta tanıtım bültenini yazar, hangi hedef kitleye, hangi serinin içinde ne şekilde sunulacağı konusunda çalışmalar yaparsınız. Ürettiğiniz şey bir video, bir makale, bir ders kitabı, kurum kitabı olabilir. Her bir ürün için farklı prosesler gerekebilir ve bunları yerine getirirsiniz. Kitabın içindeki bilgileri doğrulamak, yazarı daha çok talep gören içeriklere yönlendirmek gibi daha pek çok işi editörler üstlenir. Bir nevi yayınevlerinin beynidirler ya da bağımsız çalışıyorlarsa yazarların sağ kolu.

Bu anlamda keyifli olduğu kadar çok sabır gerektiren, çok el oyalayan bir iştir. Dolayısıyla sabır, kuşkuculuk, dil yeteneği ve bilgisi, yönetim becerisi, pazarlama bilgisi, genel kültür gibi pek çok donanıma, beceriye sahip olmanız gerektiren bir iştir.

Bu arada editör olunca yatay bir kariyere sahip olursunuz, yani yükselebileceğiniz bir iş değildir ve bu sektöre girmesi de –kendinizi inşa etmediğiniz sürece- epey zordur.

Buraya kadar işin tanımı ve gereklilikleri hala ilginizi çekiyorsa gelelim üniversitede hangi bölümü yazarsanız editör olabileceğinize…

Editörlükte ihtisaslaşma önemlidir
Hangi bölümü okursanız okuyun editör olabilirsiniz. Bence en seveceğiniz ve sizin naturanıza en iyi gelecek bölümü seçin ve seve seve, kendinizi bula bula o bölümü okuyun. Ne kadar farklı bölümden kişi editör olursa o kadar iyi! Çünkü matematik bilen, coğrafyaya hakim veya bilgisayar bilimlerinden anlayan editörlere çok ihtiyacımız var farklı bölümler bizi zenginleştirir. Bu Urduca da olabilir, optisyenlik de…

İlgi alanınız kurguysa yani şiir, hikâye, roman ilginizi çekiyorsa edebiyat bölümlerini tercih edebilirsiniz. Ben edebiyatı tercih etmedim çünkü eski divan edebiyatı ilgimi çekmiyordu. Kendinizi bir bölüme yönlendirmek için asla zorlamayın. En başarılı olacağınız uzmanlık sevdiğiniz uzmanlıktır.
Dil okuyor olmak çok işinize yarar ve editörlük yaparken size avantaj sağlar elbette. Mesela İngilizce, Almanca, İspanyolca gibi dillerde artık çevirmen bulunuyor ancak başka dillere sahip editör ve çevirmenler ileride çok kıymetli olacak. Mesela Çince, Korece, Japonca, Fince, Portekizce, Hintçe gibi diller. Dile ilginiz ve yeteneğiniz varsa İngilizce, Almanca, İspanyolca, Farsça gibi ana bir dilin yanında mutlaka bir ihtisas diliniz olsun.

Ben gazetecilik mezunuyum. İletişim fakültesi toplama bir okuldu, dersler farklı bölümlerden seçilmişti, hukuk, sosyoloji, istatistik, iletişim bilimleri gibi çok farklı dersler aldık. Açıkçası İstanbul Üniversitesi’nin eğitim kalitesi düşüktü. Boğaziçi’nin manzarasını ve ortamını görsem, -puanım da tutuyordu üstelik- oraya gitmeyi tercih ederdim. Yani iyi bir üniversitede puanı düşük bir bölüm bile okusanız vasat bir okula gitmekten iyidir bence… Tabii şartımı yineliyorum; sevdiğiniz branş olmak kaydıyla!

Gazetecilik –habercilik nosyonu- editörlüğüme katkı sağladı mı? Evet. Metni doğrulamak, metne şüpheyle yaklaşmak, belli etik/ahlak kurallarına göre hareket etmek gibi… Ancak gazetecilik ruhu ayrı bir şeydir. Sırf bunlar için bu bölüme gitmeye değer mi? Bence değmez. Eğer eğitim kalitesi yükselmişse iletişim fakültelerini de tercih edebilirsiniz tabii… Bir mesleki uzmanlıktan ziyade genel kültür vermesi ve bizi esnek bireyler olarak yetiştirmesi gazetecilik bölümünün avantajlarından sayılabilir.

Yalnız eğer iletişim fakültesi bitirecekseniz mezun olduğunuzda kendi kariyerinizi çok iyi yönetmeniz lazım… Aynı şey editörlük kariyeri için de geçerli. Eğer her tür bilgiyi öğrenmeyi seviyorsanız, yayıncılık camiasında çevreniz varsa, en az iki dil biliyorsanız çok iyi bir editör olmak için avantajlısınız demektir.

Yayıncılık camiasında çevreniz yoksa da kendiniz üzerine çok çalışmalısınız ve kendi pozisyonunuzu kendiniz yaratmalısınız. Benim yaptığım gibi…

Üniversite değilse ne?
Peki, bir soru daha geldi. Eğer üniversite tercihim editörlük yapma sürecimi etkilemeyecekse ben bunun eğitimi nereden alacağım? Eskiden bu konuda alaylı yetişirdik, yani meslek erbabı olan kişiler sizi yönlendirirdi. Şimdi artık kimsenin diğerine ayıracak, ona bir şey öğretecek vakti kalmadı ya da bu deneyimi parayla satıyorlar. Mecburen!

Bu yüzden bu konuda atacağınız ilk adım, editörlükle ilgili bir kursa kaydolmak olmalı! Bu eğitimler sadece konu hakkında “fikir” veriyor, yoksa sizi mezun olduğunuzda editör yapmaz, editör olabilmeniz için çok fazla içerikle, kitapla, uğraşmanız gerekir. Bunu nasıl sağlayabilirsiniz?

1- Yayınevleriyle iletişime geçin, eğer bulabilirseniz redaktörlükten başlayın. Yani metni düzeltmekten.

2- Bu aşamada Medium gibi platformlarda ya da çevrimiçi başka sitelerde yazı yazın veya dergilere yazı gönderin.

3- Yayınevleri size dönmüyorsa onlara kızmayın, kişisel almayın. Çünkü Türkiye ölçek olarak büyük bir ülke olmadığı için yayınevleri de küçük ve birçoğu editör istihdam etmek yerine dışarıdan çalıştırıyor.

4- Bulabiliyorsanız sizi yetiştirecek editörlerin yanına çırak girin, onların bilgilerini sömürün.

5- Bu konuda, okuyun, yazın, araştırın. Sürekli araştırma bu işin olmazsa olmazı. Kendinizi yayıncılık sektörüne nasıl konumlandırabileceğinizi çalışın.

“Bir şeyi yapmanın 126 yolu daha var”
Özünde her işte olduğu gibi 10 bin saat kuralı editörlük için de geçerli. Ne kadar efor harcarsanız, farkındalık içinde çalışırsanız –gelen işi yapmak değil de, nedenini sorgulamayı kastediyorum- o kadar başarılı olursunuz.
Eğitim hayatında size hep, “A mı yoksa B mi?” diye sorulduğunu biliyorum fakat Suits dizisinin ana karakteri Harvey Specter, “Bir şeyi yapmanın 126 yolu daha var” diyor. Dikkatle bakarsanız o yollardan biri önünüzde belirecektir.

Hepinize kendi yolunu çizmede başarılar diliyorum. Merak edin, okuyun, fark edin ve kendinize, “Ben ne istiyorum? Bunu neden istiyorum? Benim hangi ihtiyacımı karşılayacak?” diye sorun.

--

--